Seyahatlerimi nasıl karşılıyorum? Seyahatlerimi nasıl finanse ediyorum?

Posted by | No Tags | Beni kategorize etme | Yorum yok Seyahatlerimi nasıl karşılıyorum? Seyahatlerimi nasıl finanse ediyorum?

Çalışarak! Diğer bloggerların aksine, gerçek bir mesleğim var, ailem varlıklı değil, zengin bir eşim ya da sponsorum yok. Sponsorum olsaydı fena olmazdı tabi. Hayatım boyunca ailemden neredeyse hiç para almadım. Gençken gezeyim, hayatımı yaşayayım, 30-40 yaşından sonra ailemin evlerinden birinde otururum nasıl olsa diye düşünme şansım hiç olmadı, hazır güvencem yoktu. Aşırı gururlu olduğum için, ailemden para istemeye utandım hep. Para, çalışarak kazılması gereken bir şeydi. Üniversite biter bitmez tam zamanlı çalışmaya başladım. 20`li yaşlarımda gençliğimi şirketlere satıyor olma fikri çok ağırıma gidiyordu, ama sonra çok zor da olsa kabullendim; “Özge sen hep çalışacak, kendi paranı kendin kazanacaksın”. İronik bir biçimde, gençliğimi, zamanımı ve aslında özgürlüğümü şirketlere satmak, çalışmadığım zamanlardaki özgürlüğümü satın almamı sağladı. Mesleğimi seviyor olmam işimi kolaylaştırdı.

Çalışmanın zorluğunu bildiğim için, harcarken de hep dikkatli harcarım. Havayolu şirketlerinin kampanyalarını takip ederim, uçak biletlerini aylar önceden alırım, otellere aylar önceden rezervasyon yaptırırım; izin isterken “o tarihte ne olacağını bilemem, iznini şimdiden alamazsın” diyen uyuz yöneticilere rağmen, risk alarak. Otellerde konfor değil, temizlik ve şehir merkezine yakınlık özelliklerini arıyorum. Airbnb.com`dan da otellerden daha ucuza oda/daire kiraladığım çok oldu.

İlk yurtdışı seyahatimi 27 yaşında gerçekleştirdim. Gençliğim çalışarak geçti diyebilirim. Son iki seneye kadar tam zamanlı şirket çalışanı olduğum için ve bir şirkette 2-3 seneden fazla çalışmaya dayanamadığım için, 14 günü hiç geçmedi senelik izinlerim fakat 27 yaşından sonra her sene en az bir yurtdışı tatili planladım. Son iki senedir, şirketler için dışarıdan iş yapıyorum ve bu bana istediğim yerden çalışma olanağı veriyor. Bu şekilde çalışmanın tabi ki ekonomik açıdan riskleri var fakat 13 senelik yazılımcı olarak artık bu riski kaldırabilecek duruma ulaşmış olayım, değil mi?

2 sene önce erkek arkadaşım iş için Prag`a taşındı ve benim de yarı zamanlı Prag yaşantım başlamış oldu. Çalışkanlığım sayesinde dışarıdan çalıştığım şirketteki iş sahiplerinin güvenini kazandığım için, ayın yarısını yurtdışında geçirmeye başladım. Avrupa`da işe girer girmez 25 gün izniniz oluyor, bizdeki gibi insan haklarını hiçe sayacak şekilde bir sene geçtikten sonra senede 14 güncük izin hakkınız yok. Ben de artık danışmanlık yaptığım için izin konusunda biraz daha serbestim. Prag`dan arabayla yakın yerleri, çok ucuza Easyjet, Ryanair, Wings gibi havayolu şirketleriyle Avrupa içinde daha uzak ülkeleri gezdik. Avrupa içinde uçmak, Türkiye`den uçmaya göre çok daha ucuz.

Gezerken beni özgür kılan etkenlerden biri; yalnız gezmekten korkmuyorum. Seyahate çıkmak için birine bağlı değilim. Londra, Berlin, Paris`i yalnız gezdim. Gezerken bir sürü insanla tanışabiliyorsunuz, İngilizceniz olması yeterli.

Seyahatlerime hep el bagajıyla çıkarım. 2 haftalığına New York`a giderken de, 3 haftalığına Londra`ya giderken de el bagajıyla yola çıktım. Hem hareket kolaylığı sağlıyor, hem de uçak biletini ucuza almanızı.

Özet olarak, son senelerde euro ve doların uçuşa geçmiş olması ne yazık ki bir dezavantaj fakat tam zamanlı çalışmak zorunda olan biri iseniz dahi, bakmakla yükümlü olduğunuz birileri yoksa ve iyi bir mesleğe sahipseniz, ekonomik durumunuzu rayına oturttuktan sonra, planlarınızı erkenden yapıp ucuza gezebilirsiniz.


No Comments

Leave a comment